Archives for: September 2006
Atatürk
By burku on Sep 27, 2006 | In genel | Send feedback »

Atatürk kimdir? Artık vazgeçsinler ezberletmeden. Çocuğun birine sorsanız hemen başlar 1881.. diye..Kurtuluş Savaşı diye.. Ama biliyor mu Kurtuluş Savaşı'nın anlamı nedir.. Atatürk kim..Hayır, sadece ezberliyor.
Şimdiye kadar duydunuz mu ki bir insan ırkları bir araya getirmiş ve onları ölümüne tek millet yapmış, emperyalizme kafa tutmuş, hatta onu yenmiş.. Emperyalizm ne derseniz, paraya ibadettir. Diğerlerinin kafalarına basarak para, yani güç sahibi olmak yoluyla yücelmektir. Kısaca zenginin fakiri sömürerek daha da zenginleşmesi de diyebiliriz.
Atatürk üstün bir insandır. Çünkü bugün ruhunu paraya satmış olan bu milleti özgür kılmıştır. Kendilerini köle gibi ezdiren bugünün kadınlarına ayaklarının üzerinde durma cesareti vermiştir.
Peki biz bunu anladık mı? Biz bu emperyalizm deliliğini yenebildik mi?
Bu insanın verdiği olağanüstü savaş boşuna mıydı?
"Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır...zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur...Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar."
Atatürk aslında kendisinden ziyade isminin yaşattığı düşüncedir. Bir ülkede barış içinde yaşama ve o ülkeyi aç itlere yedirmeme düşüncesi.
Ezberleyenden ziyade anlayan insanlar olmamız lazım.
Televizyon ve dört programı
By burku on Sep 19, 2006 | In genel | Send feedback »
Televizyonu genelde sıkıcı bulurum. Geçtiğimiz haftasonu baya bir televizyon seyrettim. Birçok acayip program gördüm. Bazılarını anlatmak eylenceli olur gibi geliyor..
1-Cumartesi gecesi eylencesi:TRT2 - Buluşma
Dramatik bir film olmasına rağmen ben yine gülecek bir şeyler çıkardım. Aytaç Arman ve Ayşe Emel Mesçi oynuyor. Sadece ikisi var. Filmde başka adam yok. Arada birileri görünüyor ama kısa süreli. Kadının 9 yıl önce ölen kocasının hayaliyle (aslında kendisiyle) bir gece boyunca hesaplaşmasını anlatıyor. Adam sakatlanmış, kadın onu aldatmış ve adam intihar etmiş. Filmin sonunda kadın da beklendiği üzere kendini astı. Normal insanlar gibi konuşmuyorlardı. Mesela paylaşmak yerine bölüşmek kelimesini kullanıyorlardı. Adam sallanan sandalyede bir ileri bir geri...İlginçti. Hoştu...
2-Hayata artı saçmalığı
Türkiye'nin çeşitli illerinden topladıkları genç insanları bir araya getirmişler İstanbul'da. Oradan oraya gezdiriyorlar. Bir kültür, bir aksiyon aman aman. İstanbul'un tatlı yüzünü bir güzel gösteriyorlar.Tarihi mekanlar, konserler...Gezinin en son durağı da neresi?Rock'n Coke!! Yaw arkadaşlar kanmayın...Orda gördükleriniz gerçek İstanbul insanı değil. Rockncokeda bunların çadırı çok ilgi görmüş, Ankara'dan gelenler eskrim, İzmir'den gelenler tango gösterisi yapmış. Al sana genç kültürün buluşması..Hani Batman'dan gelenler ne yapmış? Hani Adıyaman'dan gelenler ne yapmış..? Hadi toplayın bakalım RocknCoke'dakileri bir kültür gezisi de onlara yaptırın Anadolu'ya.. Gelirler mi sizce? Orda rockncoke yaparlar mı? Bakın bizim ne kadar eylenceli, ne kadar rahat, ne vurdumduymaz hayatlarımız var, sizinki gibi iğrenç sıkıcı değil..derler mi....
3-CNBC-E dizileri
Pazar gecesi fantastik ne varsa topluyorlar. X-files'da her zamanki gibi acayip yeşil sümüksü sıvılar vardı. Battlestar Galactica'yı beyendik. İnsanların yarattığı Saylonlar insanlara karşı ayaklanıyor, savaşıyor, yeniliyor, köşeye çekiliyor, yıllar sonra büyüyüp gelişip hazırlıksız ve apansız saldırıyorlar.
4-Pazartesi fantastiği Uğur Dündar
Bu adama güveniyorum ben yahu! Tavukları yiyebilirsiniz dedi yedim valla! Bu günkü projesi süperdi. Toplumca ne kadar tırlattığımızı ne denli kokuştuğumuzu gözümüzün önüne serdi. Gazeteye "Çocuk oyuncu aranıyor" diye ilan veriyorlar. Bir güzel de tezgah hazırlıyorlar. Yüzlerce kişi arıyor! Görüşmeye geliyolar 4-7 yaş arası çocuklarıyla. Anne babalara "üç hafta Fransa'da çekim yapacağız, çocuğunuzu göremeyeceksiniz, ...aksiyon filmi, bombalar patlayacak kan akacak, ...çocuğunuzun yanında sigara içecekler, ..rol gereği kaçırılacak, elleri ağzı bağlanacak, ..hatta ve hatta abartıp.. yüz metreden aşağı atlayacak...diyorlar. Ailelerin cevapları şöyle.."tam bizim çocuğa göre, aksiyona bayılır, ...hep silahla oynar zaten, ..kormaz korkmaz.., olur, tamam, biraz özleriz o kadar...., annesi hamileyken de sigara içerdi hala da yanında içer..., kalk kızım manken yürüyüşü yap, çok güzel manken pozu verir....
Yazık bitmiş bu toplum.
En kötü rock grubu hangisi?
By burku on Sep 11, 2006 | In Rocker | Send feedback »
Müzik eleştirmeni ve yazar bir adamın sitesine rastladım. Albümleri 5 milyonun üzerinde satan gruplar arasından baya bir eleyip tarzlarına göre aşama aşama karşılaştırmış ve gelmiş geçmiş en kötü rock grubunu seçmiş.
En kötü grup kimmiş söylemiyim, filmin sonunu söylemek gibi olmasın..
10 numara kübist
By burku on Sep 10, 2006 | In İstanbul'da hayat | Send feedback »

Beşiktaş duvar yazılarının hastasıyım.
yazlık hayvanları
By burku on Sep 3, 2006 | In hayvancıklar | Send feedback »
Bugün gazetede bir haber okudum. Daha önce de rastlamıştım, biliyordum. Yazlığa gidiyorlar. Çocuklarına karne hediyesi pahalı bir hayvan(köpek genelde) satın alıyorlar, eve dönme vakti geliyor, onunla işleri bittiği için hayvanı kapının önüne bırakıp tıpış tıpış sıcak yuvalarına gidiyorlar. Hayvan sokakta kalakalıyor. Tek başına. Aç. Çoğunlukla bir süre kapının önünde bekliyorlarmış, geri dönerler diye..Sonra yemek aramaya çıkıyorlarmış, sokak şartlarına alışık olmadıkları için çoğu da ölüyor, belediye zehirliyormuş vs...binlerce..
Yahu biz ne iğrenç türüz böyle.Biz dünyadaki bütün pisliklerin kaynağıyız. İyi, doğru, sevgi, şefkat, merhamet diye kavramlar var ama bunları insan diğer canlılara üstün olduğu fikrini yüceltmek için uydurmuş. Yalan bunlar. Aksini savunan varsa aynanın karşısına geçsin kendiyle bir güzel hesaplaşsın...
Web tasarımı bir nedir?
By burku on Sep 2, 2006 | In web tasarımı | Send feedback »
Ne zamandır yazacam olmuyor. Web tasarımcısıyım ben. Bu konuda konuşacak derecede de işimde iyiyim. Teknik konulara henüz dalmadan bu meslek nedir, nasıl icra edilir, yeri nedir, nasıl algılanır gibi canımı sıkan hususlarda ileri geri yazmak niyetindeyim.
Teknik konulara dalmadan dedim ama kenarından geçmeliyim. Çünkü web tasarımı baya teknik bir iştir aslında.
Olayın nasıl gelişmesi gerektiğini fakat gerçekte nasıl gelişegeldiğini anlatayım...Kişi veya kurum bir web sitesi sahibi olmak ister, hostunu domaini ayarlar beya ayarlatır, tasarımcıya gelir. Kendini anlatır. Tasarımcı bundan kurumsal kimliğini alır, yapılacak tanıtımın ana temasının neye dayandığını öğrenir(çünkü yaptığı iş tanıtımdır), tanıtması gereken tüm materyali düzgünce toplar. Sonra oturur kendi kendine tümünün bir değerlendirmesini yapar. Kafasında şirketi veya kişiyi şekillendirmeye başlar. Bunları kağıda döker. (hadi bunu geçebiliriz, aslında luzumlu ama gözardı edilebilen bir ayrıntı) Sonra Photoshop'ın başına oturur. Şekillenen tasarımı ekrana uygulamaya başlar. Dikkat etmesi gerekenler şunlardır:
-nasıl bir genel şekil yapayım ki bakınca çarpıcı olsun, bu kişileri göstersin, hedef kitleye hitap etsin
-neyi nereye koyayım ki temayı milletin gözünün içine sokayım
-kurumsal renkleri nerelerde kullanayım ki genel görünüşü bozmasın ve çaktırmadan hatta belki kontrast yaratarak kurumsal kimliği belli etsin
-Nerede nasıl bir ayrıntı kullansam da genel görünüşü sıkıcı olmaktan kurtarsın, estetik katsın
Bu arada şunları da düşünmektedir..
-kaç satır kaç sütun,hangi kısımlar cssde yazacak, grafiği nerden kescem ki kocaman olup da yüklenirken problem çıkarmasın, neresi background,tarayıcıların ortak gösterdikleri genel bikaç fonttan hangisi uygun olur,şunu div yaparım bunu p yaparım vs...
Bunları yaparken photoshop kullanımı otomatik bir olaydır, sadece bir araçtır.
Müşteriyle toplantı yapılır, gösterilir, açıklanır ve müşteri sadece kurumsal kimliğine veya ana düşüncesine ters düşen bir noktada itiraz edebilir.
Şimdi dönelim gerçek dünyaya...Diğer ülkelerdeki durumu bilemiyorum. Bizim ülkemizde herkes her işten anladığı için, teknolojiyi apar topar benimsemiş hiçkimse -hele hele de tasarım konusunda- profesyonelliğe saygı göstermemektedir. Çok nadir medeni kişileri bu gruba katmıyorum tabi. Bu hem müşteri hem de tasarımcı için geçerli. Odasındaki bilgisayara dreamweaverı kuran tüm çoluk çocuk "ulen yapabiliyom neden üç beş kuruş harçlığımı çıkarmayayım" mantığıyla piyasaya cehennemden çıkan çılgınlar gibi saldırdığı için mesleğimiz malesef ayaklar altında.Emek verenler hakettiğini kazanamıyor. Photoshopda bir iki numara öğrenenler daha iyi yerlere gelebiliyor. Tasarım hakkında bilgisi, uğraşı, yeteneği olmayıp gradeli buton yapabilenler, yabancı siteleri, trendleri takip edip araklayanlar malesef bizim memlekette tasarımcı diye caka satıyor.
Herkese b.k atıyon demeyin, gerçek bu..Beyendiğim bir tasarımcı var ama.. garantinin sitesini kim yaptıysa bayılıyorum.
Durum böyle olunca yapılan taslaklar müşteriyle tasarımcı arasında habire gidip geliyor. Müşteri bir gün tesadüfen kendisiyle ilgisiz bir siteye rastlıyor. Birden bir önceki fikrini değiştirip sitesi onun aynısı olsun istiyor. Ertesi gün birşey kafasına takılıyor, şurdaki kırmızı pembe olsun beyenmedim diyor. Tabi bizim tasarımcılar, ya tasarımını destekleyecek bir dayanağı olmadığından, o kırmızıyı açıklayamadığından veya müşteriyle ters düşmemek uğruna kırmızıyı pembeye çeviriveriyor. Böylece kimse ne kendi ne de başkasının işine saygı göstermiyor.
(Eski patronum özünde bir patron olmasına karşın tasarımı bana öğretmiştir.Saygılar)
Ha bunları niye mi bir anda kustum...Adamın biri bana yuvarlak kenarlı gradeli bir butonu "ince işçilik" olarak öğretmeye kalktığı için...
Taslağın kabulunden sonrasını daha açıklayacı içerikte daha sonra yazacağım...
