Category: filim
Zeki Demirkubuz & Masumiyet & Kader & C-Blok
By burku on Jul 28, 2008 | In filim | Send feedback »
Zeki Demirkubuz'un yönettiği üç film izledim.
Önce Masumiyet sonra Kader'i izleyin.
Masumiyet

Haluk Bilginer, Derya Alabora, Güven Kıraç. Bu filmde müthişler.Yusuf ablasının sevgilisini vurup, ablasını da yaralayarak hapiste on yıl kaldıktan sonra eniştesi ve ablasının evine giden saf bir adam. Evdeki gergin ortama dayanamıyor, bir otele gidiyor. Orada tesadüfen pavyonda şarkı söyleyip fahişelik yapan bir kadın ve onun p.vengiyle tanışıyor.
Diyaloglar ve özellikle kavgalar çok iyi. Etkileyici bir film.
Kader
Uğur, felçli babası ,mahalledeki bir delikanlıyla yatan annesi olan, Zagor'la gizli gizli buluşan bir kız. Zagor bir serseri. Bekir babasının halıcı dükkanında çalışan, sessiz kendi halinde bir genç. Bekir Uğur'la tanışıyor, ona aşık oluyor. Sonrası talihsiz olaylar zinciri ![]()
C-Blok
Bu filmi çok tutmadım. Fikret Kuşkan fena değil onun dışında içimi daraltmaktan başka bir etkisi olmadı.
Kocasıyla aynı evde iki yabancı gibi yaşayan, bunalımlı bir kadın var. Evdeki hizmetçi hiç konuşmayan hafif kaçık olan kapıcının oğluyla
münasebetsiz muhabbetler içinde
Bu dörtlü arasında olan bitenler anlatılıyor filmde..
Yumurta
By burku on May 25, 2008 | In filim | Send feedback »
Bu tür filmlere entel dantel türde filmler deniyor. Yok işte halk anlamazmış bimnemneymiş. Hayır kardeşim bak ben halkım, gayet de beyendim. Festivalden ödül alınca film birden sıkıcı bir hal alıyor izlenimi var.
Öyle olanlar da var. Mesela "Uzak" bence feciydi. Öyle feciydi ki yıllar oldu seyredeli hala unutamamışım onu izlerken girdiğim psikozları.

Yumurta'yı sevdim. İlk sahnesinde "umarım bütün film böyle olmaz" dediğimi hatırlıyorum. Ama yine de sevdim. Filmi izlemek hoşuma gitti bir kere. Yani bakmak hoşuma gitti. Sanki yönetmen görüntülerde perspektif yakalayacam diye uğraşmış gibi geldi. Bu yönünü beyendim. Ortamlar güzeldi. İnsanı sıkmayan daraltmayan, kedine yakın hissettiren bir şeydi.
Bildiklerim üçlemenin ilk filmi olduğu. Tanıdık oyuncu olarak Nejat İşler'in oynadığı. Yönetmeni Semih Kaplanoglu. Türk-Yunan ortak yapımı. 2007
Yusuf annesinin ölümü üzerine İstanbul'dan memleketine -sanırım Tire'ydi- döner, orda annesiyle bikaç yıldır birlikte yaşamakta olan uzak akrabası Ayla'la tanışır, bir türlü de geri dönemez.
Konu bu. İyi seyirler.
Ben X
By burku on May 25, 2008 | In filim | Send feedback »
10 üzerinden 10 veriyorum.

Filmde en sevdiğim şey, hafif bir gerilim yaratmış olmasına rağmen beni bir bunalımlar silsilesine sürüklememiş olması. Beni çok etkiledi, olumlu olarak. Yani her aklıma geldiğinde buhranlar geçirmiyorum.
Sıkıcı değil.
Olayların çok güzel anlatıldığına inanıyorum. Seyredin ve insanın kendi türüne karşı ne denli acımasız bir yaratık olabildiğini bir kez daha görün.
Dikkat! Aşağıda az da olsa filmle ilgili ayrıntılı bilgi var, izlememiş ve izleyecek olan varsa keyif alması açısından okumamasını tavsiye ederim. Sonra içine ettin gibi mazeretlerle bana gelmeyin.
Genel ortam şu : online bir bilgisayar oyunuyla gerçek hayatı kiyaslayıp duran genç ve otistik bir erkek çocuğunun kafasından geçenler. Olup bitenlerse ortamın ister istemez neden olduğu olaylar.
Herkes birbirinden farklıdır tabi. Fark biraz belirgin oldu mu, sorun başlıyor. Az biraz bildiğim kadarıyla otistik insanların farkı çevresindekilerle iletişim kuramaması. Zekalarında eksikten ziyade fazlalıklar oluyor. Filmdeki Ben karakterinde de bu var. Adam süper zeki. Hayatı çok zor. Etrafındaki insanlar gibi davranmıyor. Ayrıntılarda kayboluyor, tepkisini gösteremiyor.
Babası onu normal bir meslek okuluna gönderiyor. Okuldaki çocuklar eziyet edip duruyor, o da en sonunda intikamını çok güzel alıyor falan filan...
Filmin ilk beş dakikasında, Ben öyle bir Archlord oyununda kaybolmuş, antisosyal görünümündeydi ki çıkıp birilerini doğrayacağını düşünmüştüm ama bambaşka şeyler oldu. Sonunu da yazıp iyice berbat etmiyim. Sustum.
Film Alman. Yönetmen, Nic Balthazar'mış..Ben rolünü oynayan kişi Greg Timmermans'mış..Saygılar, kucak kucak sevgiler..
Filmler filmler...
By burku on Sep 2, 2007 | In filim | Send feedback »
Son haftalarda izlediğim filmlerin toptan bir özetini yapıp, onlara not vereceğim. 100 üzerinden. 100 iyi bir sayı. Kulağa dolu dolu ve önemli geliyor!
Candy (2006)

Uyuşturucunun çürüttüğü bir aşk hikayesi. Requiem for a Dream'le benzerlikleri var çok yönden. (eroin parası için fahişelik yapan güzel kız ve üzülen fakat uyuşukluğundan dolayı ses çıkarmayan sevgilisi gibi). İkisi de gerçekçi fakat konu itibariyle benzer oldukları için karşılaştırmam gerekirse, Candy'yi daha iyi buldum. Daha etkileyici ve daha sıradan.
Not:80
Daha ayrıntılı bilgi için buraya bakabilirsiniz.
Out Cold (2001)

Pantolonlarını indirip ellerinde bira bardaklarıyla kayan snowboardçuların olduğu, konusu çok basit anlatımı ise çok komik bir film.
Dönen araba sahnesinde gülmekten koltuktan düşüyordum neredeyse.Eylenceli ve mutlu sonla biten filmleri çok sevdiğim için
bunun notu:100
Planet Terror

Robert Rodriguez'in, Desperado, From Dusk Till Dawn, Sin City gibi bilinen, bana hiç de etkileyici gelmeyen işleri var.
Biz bu Planet Terror'a yarım saat bile dayanamadık.
İzlerken aklıma Peter Jackson'un "Bad Taste"'i geldi nedense! Peter Jackson daha sonra coşup Lord of the Rings'i yapmış gerçi...Bakıyoruz Rodriguez'de tık yok. Sanatsal açıdan bir değeri olup olmadığını profesyonel bir sanat eleştirmeni olmadığım için bilemiyorum. Sıradan bir izleyici olarak mide bulandırıcılıktan, kıt bir hikayeden öteye gidemediğini söylemeliyim.
Filmin abukluğundan dolayı abuk bir not vermek istiyorum :1,64
Man cheng jin dai huang jin jia (2006)

"Curse of the Golden Flower"'ın Çincesi buymuş. İmparator ailesinde ne entrikalar ne sırlar amanın! Uzakdoğu filmlerinin estetiği bunda da mevcut. Sarayın ihtişamı mı diyim, her türlü gereksiz hareketin törenselleşmesi mi diyim, imparatorun saçlarını savurduğu o karizma anı mı diyim, karısının hüzünlü tutkularını mı diyim ne diyim! Görsel şölen diye klasik bir deyiş vardır ya, bu film için de rahatça söylenebilir.
Notum:90 (10 puanı da mutlu sonla bitmediği için kırıyorum
Man cheng.. daha fazla kurcalama linki
Romance & Cigarettes (2005)

Aşk ve sigara...Ben buna film diyorum işte. Bomba birşey bu. İzlediğim en güzel, en eylenceli filmlerden biri. Bir kere kadrosunda iş var zaten. James Gandolfini(Sopranos'daki adam), Susan Sarandon, en bombası da Christopher Walken. Bu adam süper.
Olaylar adamın karısını kızıl saçlı bir dilberle aldatmasıyla başlıyor. Sonrası hem eylence hem üzüntü hem müzik dolu. Fazla anlatmıyım. Seyretmeyen mutlaka seyretsin deyim.
Mutsuz son ama:100
Eve Dönüş (2006)
By burku on May 12, 2007 | In filim | Send feedback »
Ömer Uğur tarafından yazılıp yönetilmiş.
Ancak 20 yıl sonra bu kapraka tarihle yüzleşilebilmesi çok acı. Bir süre önce Mehmet Ali Birand'ın 12 Eylül belgeselini izlediğim için olanları zaten öğrenmiştim. Bu film darbeye insanca bakmış, insanların gözünden, günlük yaşamın gözünden. Olayları anlatmak için onca vaktin geçmesini beklemelerini zaten izledikten sonra anlıyorsunuz. İnsanların içine korku, hatta dehşet işlemiş.
Mustafa kendi halinde bir fabrika işçisi, karısı Esma da. Dönemin sağ-sol çatışmasına karışmadan kendi hallerinde hayat mücadelesi veriyorlar. Bir televizyon alabilmek için gece gündüz çalışıyorlar. Kızın ailesi işçi bir adamla evlendiği için dırdır edip duruyor. Fakir, sıradan bir Türk ailesi..
Darbenin çok acıklı bir yönü de ihbar mekanizması. Kim olduğun önemli değil. Seni sevmeyenlerin ne kadar gaddar olabildiği önemli. Mustafa da gaddarlığın kurbanı oluyor. Sonrasını anlatmıyım. Gözlerinizle görün.

Sadece filmdeki Mustafa karakterinin değil, gerçek hayattaki yüzbinlerce insanın yaşamak zorunda bırakıldığı işkenceleri görmek ve bu topraklarda hem de yakın zamanda neler olup bittiğini öğrenmek,özellikle beyni her geçen gün biraz daha uyuşturulan gençlerin bugünün toplumsal ve siyasi olaylarını anlamaları açısından çok önemli.
Oyuncular çok iyi. Mehmet Ali Alabora, Sibel Kekilli, Altan Erkekli, Perihan Savaş, Savaş Dinçel.
"Ömer Uğur, filmin senaryosuyla önce Yunus Nadi, ardından Montpellier Film Festivalinde Avrupanın En İyi Film Senaryosu ödülünü aldı...
Çekimler boyunca polis arabası, silah, kostüm gibi lojistik desteği İstanbul Emniyet Müdürlüğü sağlarken, 78liler Vakfı da döneme ilişkin ayrıntılarda yapıma katkıda bulundu. Ayrıca Kültür Bakanlığı ve Eurimage da filme yapım desteğinde bulundu..."
Bu cümleler de filmin sitesinden. Daha ayrıntılı bilgi orada var
